Son dakika...Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 'Antalya Diplomasi Forumu Resmi Açılış Töreni'nde konuşuyor

Haberler

Moderator
69e223d13e634b2f478e94eb.jpg

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu Resmi Açılış Töreni"nde konuşuyor.

Bakan Fidan'ın sözleri şu şekilde:

Sayın Cumhurbaşkanım, zatıalinizin öncülüğünde 5 yıl önce Antalya Diplomasi Forumu başlatıldığında bir vizyon vardı. Bu vizyon, bu forumda biz bölgesel sorunlarımıza stratejik perspektifle çözüm üretecek bir küresel dönüşüme özgün katkı sunan yerli bir platform olacak ve aynı zamanda zamanın ruhunu okuyan bir forum hedeflemiştik.

Bugün çok şükür Sayın Cumhurbaşkanım, sizin öncülüğünüzde 5 yıl sonra görüyoruz ki büyük bir memnuniyetle forumumuz farklı kıtalardan ve siyasi geleneklerden aktörlerin buluştuğu küresel bir markaya dönüştü. Forumumuzu benzerlerinden ayıran başlıca özelliklerinden biri, sahip olduğu bu eşsiz buluşturma gücü. Bu yönüyle bugün diplomasinin nabzı Antalya’da atmakta.

Bu yılki temamızı mevcut uluslararası konjonktürü de dikkate alarak 'Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek' olarak belirledik. Evet, belirsizliklerin yoğunlaştığı bu dönemde asıl soru; geleceği hangi akılla, hangi iradeyle ve ne tür bir vizyonla şekillendireceğimizdir. Tam da bu amaçla küresel ve bölgesel meseleler Antalya’da tüm yönleriyle masaya yatırılacak; çözümler ortak akıl ve hikmetle burada inşallah şekillenecektir.

Her gün şahit olduğumuz gibi birbirini tetikleyen, eş zamanlı ve çok boyutlu krizlerle karşı karşıyayız. Burada söz konusu olan yalnızca krizlerin ve jeopolitik sınırlamaların çoğalması değil; asıl mesele belirsizlik ve krizlerin uluslararası sistemin geçici bir arızası olmaktan çıkıp bizzat çağımızın baskın bir karakteri haline gelmesidir.

Sayın Cumhurbaşkanım, geçtiğimiz yıl yine bu kürsüden çok net bir uyarıda bulunmuştunuz: 'Uluslararası sisteme yönelik en büyük tehdit; kuralsızlığın, belirsizliğin ve başına buyrukluğun hakim olduğu karanlık bir gelecektir' demiştiniz ve aklıselime, adalete ve etkin diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu dile getirmiştik. Bölgemizin içinde bulunduğu bu son buhran maalesef bu tespitlerinizin ne derece haklı ve isabetli olduğunu acı bir şekilde teyit etmiştir.

'İSRAİL YAYILIMCILIĞI KÜRESEL GÜVENLİĞİ TEHDİT EDER HALE GELMİŞTİR'

Özellikle son üç ayda Gazze'deki soykırımla başlayan, ardından Lübnan ve Suriye'ye sıçrayan İsrail yayılmacılığı, küresel güvenliği doğrudan tehdit eder hale gelmiştir. Bölgemiz buhran içindedir...


Peki yarını tasarlama vizyonumuzu nasıl bir mimari üzerine inşa edeceğiz? Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın önderliğinde bu vizyonun iki ana taşıyıcı sütun üzerinde yükselmesi gerektiğine inanıyoruz.

Birinci ayak, küresel düzeyde kurumsal reformdur. Uluslararası yönetişim sisteminin acilen daha kapsamlı, şeffaf ve hesap verebilir hale getirilmesi şarttır. Temsil kabiliyeti zayıf ve meşruiyeti aşınmış yapılarla krizleri yönetmenin mümkün olmadığı artık daha da açık hale gelmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanım, adalet eksenli vizyonunuzla uluslararası karar alma mekanizmalarındaki tıkanmayı ve temsildeki adaletsizliği yıllar evvel teşhis etmiştik. Küresel vicdanı yaralayan çifte standartlara defaatle ama defaatle dikkat çektiniz. 'Daha adil bir dünya' çağrınızla uluslararası sistemin izlemesi gereken istikameti tekrar tekrar ortaya koydunuz.

Bugün görüyoruz ki birçok ülke, krizler nihayet kendi kapılarına dayandığında sizin işaret ettiğiniz noktaya geliyorlar. İnsanlık ödediği ağır bedellerin ardından şu hakikati yeniden hatırlamaktadır. Adil olmayan bir uluslararası sistem krizleri çözemez, onları sadece erteler, derinleştirir ve daha da yıkıcı hale getirir.

Uluslararası toplumun önünde artık ertelenemez bir vicdani muhasebe bulunmaktadır. Küresel düzeyde atmamız gereken ortak adımlar, almamız gereken tutumlar var. Barış süreçleri, düzen bozucu aktörlerin insafına bırakılmamalıdır. Uluslararası toplum tarafından güçlü bir iradeyle sahiplenilmeli, süreçlerin sabote edilmesine müsaade edilmemelidir. Küresel ekonomik refah paylaşımının adil hale getirilmesi elzemdir.

Aynı şekilde yapay zeka, kısıtlı sayıda aktörün elinde yeni eşitsizlikler üreten yeni bir tahakküm aracına dönüşmemelidir. İnsanlık bu teknolojik imkandan birlikte faydalanmalı; hiç kimse, hiçbir coğrafya geride asla bırakılmamalıdır.
 
Geri
Üst